http://iletisim.com.tr/kitap/mayoz-b%C3%B6l%C3%BCnme-hik%C3%A2yeleri-1946.aspx
'Evrim Alataş, bu kitabında 1990’ların “olağanüstü hal” ortamında Kürtlerin yaşadığı mezalimin mizahını yapıyor. Hayatın içinde akıp giden trajikomiği anlatıyor aslında. Hem zalimin dar kafalılığına hem de mazlumun en berbat durumlarda bile bir ‘komiklik’ bulma becerisine tanıklık ediyor. Bunların yanı sıra, solcuların ‘kendi aralarında’ geçen hikâyelerin mizahına da…
Bir lokantada üzerindeki figür Apo’ya benzetildiği için suç unsuru sayılan tuzluklardan düğün genelgelerine, sarı-kırmızı-yeşil yasaklarından kendisine yollanan istek peçetesinde “Kürdistan” lafı geçtiği için tutuklanan oryantal dansöze…
90’lar geride kaldı mı, aşılabildi mi, yoksa pusuda bekliyor hatta hortluyor mu, hâlâ tartışılıyor. Evrim Alataş, 90’ların iklimini kara mizah penceresinden bakarak hatırlatmaktan fazlasını yapıyor. İsyankâr neşesiyle, her devirde okunabilecek devlet ve insan manzaraları anlatıyor bize.'
25 Şubat 2013 Pazartesi
Uğur Küçükkaplan - Arabesk
http://kitap.radikal.com.tr/Makale/biz-arabeskin-acilisini-sevdik-351540
"Uğur Küçükkaplan’ın Arabesk: Toplumsal ve Müzikal Analiz başlıklı kitabının temel meselesi de bu. “Arabesk” diyor Küçükkaplan, “Hep sosyolojinin konusu oldu. 50’lerle birlikte, köyden kente göç edenlerin tutunacağı bir dal sanıldı. Halbuki bu işin müzikal bir boyutu ve sanılanın aksine epey derin bir geçmişi var.”
"Uğur Küçükkaplan’ın Arabesk: Toplumsal ve Müzikal Analiz başlıklı kitabının temel meselesi de bu. “Arabesk” diyor Küçükkaplan, “Hep sosyolojinin konusu oldu. 50’lerle birlikte, köyden kente göç edenlerin tutunacağı bir dal sanıldı. Halbuki bu işin müzikal bir boyutu ve sanılanın aksine epey derin bir geçmişi var.”
Ali Yılmaz - Kara Arşiv 12 Eylül Cezaevileri
http://kitap.radikal.com.tr/Makale/onunu-ilikle-hazirola-gec-351538
http://www.metiskitap.com/Metis/Catalog/Book/5536
"12 Eylül 1980 darbesini takip eden yıllarda binlerce insan tutuklanarak, başta Mamak, Metris ve Diyarbakır olmak üzere tüm Türkiye'de bu amaçla yeniden düzenlenen cezaevlerine kapatıldı. Kapatılan insanlar hapsedilerek cezalandırılmakla kalmadılar; düşüncelerinden, inançlarından vazgeçmeleri için ağır işkencelere maruz bırakıldılar, öldürüldüler, sakatlandılar ve teşhir edilerek günah keçileri haline sokuldular. İçeridekilere yapılanlar, dışarıdakileri kontrol etmek için son derece kullanışlı bir araç oluşturuyordu. 80'lerin Türkiyesi'ne başka bir yolla kabul ettirilemeyecek siyasi ve sosyal değişiklikler, sendikasızlaşma, hak ihlalleri, her tür muhalefetin bastırılması, bu yolla hayata geçirildi.
Askeri bir düzenin hâkim olduğu bu cezaevlerinde yaşananlar dünya literatürüne geçecek kara bir arşiv oluşturuyor. Araştırmacı Ali Yılmaz, iktidarın cezaevlerinde ürettiği ve uyguladığı "kapatma, yıldırma, yeniden şekillendirme ve imha" politikalarını ve disiplin tekniklerini tek tek ele alırken, cezaevlerinde işlenen suçların –cezaevi idarelerinin "keyfi, münferit ve akıldışı" gibi görünen uygulamalarının– aslında ne denli organize, sistematik ve bilinçli bir yönetselliğin parçası olduğunu ortaya koyuyor. Geniş bir arşiv taramasından ve bizzat birinci ağızdan tanıklıkların dökümünden oluşan Kara Arşiv, bu çapta bir insanlık suçunun ancak darbeci generaller, yargı, sermaye ve dönemin medyası arasındaki bir mutabakatla hayata geçirilebileceğini gösteriyor.
Okuması zor bir kitap bu. Ne var ki, toplumun bütün gözeneklerinde otuz yıldır süren huzursuzluk ve şiddet, bu dönemin Türkiye'ye armağan ettiği kanlı mirastan başka birşey değil. Bu mirastan kurtulmanın onu bilmek, tanımak ve yüzleşmekten başka yolu yok."
http://www.metiskitap.com/Metis/Catalog/Book/5536
"12 Eylül 1980 darbesini takip eden yıllarda binlerce insan tutuklanarak, başta Mamak, Metris ve Diyarbakır olmak üzere tüm Türkiye'de bu amaçla yeniden düzenlenen cezaevlerine kapatıldı. Kapatılan insanlar hapsedilerek cezalandırılmakla kalmadılar; düşüncelerinden, inançlarından vazgeçmeleri için ağır işkencelere maruz bırakıldılar, öldürüldüler, sakatlandılar ve teşhir edilerek günah keçileri haline sokuldular. İçeridekilere yapılanlar, dışarıdakileri kontrol etmek için son derece kullanışlı bir araç oluşturuyordu. 80'lerin Türkiyesi'ne başka bir yolla kabul ettirilemeyecek siyasi ve sosyal değişiklikler, sendikasızlaşma, hak ihlalleri, her tür muhalefetin bastırılması, bu yolla hayata geçirildi.
Askeri bir düzenin hâkim olduğu bu cezaevlerinde yaşananlar dünya literatürüne geçecek kara bir arşiv oluşturuyor. Araştırmacı Ali Yılmaz, iktidarın cezaevlerinde ürettiği ve uyguladığı "kapatma, yıldırma, yeniden şekillendirme ve imha" politikalarını ve disiplin tekniklerini tek tek ele alırken, cezaevlerinde işlenen suçların –cezaevi idarelerinin "keyfi, münferit ve akıldışı" gibi görünen uygulamalarının– aslında ne denli organize, sistematik ve bilinçli bir yönetselliğin parçası olduğunu ortaya koyuyor. Geniş bir arşiv taramasından ve bizzat birinci ağızdan tanıklıkların dökümünden oluşan Kara Arşiv, bu çapta bir insanlık suçunun ancak darbeci generaller, yargı, sermaye ve dönemin medyası arasındaki bir mutabakatla hayata geçirilebileceğini gösteriyor.
Okuması zor bir kitap bu. Ne var ki, toplumun bütün gözeneklerinde otuz yıldır süren huzursuzluk ve şiddet, bu dönemin Türkiye'ye armağan ettiği kanlı mirastan başka birşey değil. Bu mirastan kurtulmanın onu bilmek, tanımak ve yüzleşmekten başka yolu yok."
20 Şubat 2013 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)